7554 sayılı yasaya karşı 28 Eylül Pazar günü saat 16’da Menteşe’de yapılacak ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları ile TİP Parti Sözcüsü Sera Kadıgil’in de katılacakları ‘Toprağıma Dokunma Mitingi’ne davet için Milas Şehir Parkı’nda düzenlenen basın toplantısında konuşan DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın:
“Anayasa Mahkemesi bir an önce toplanıp anayasaya aykırı olan maddelerin hepsini durdursun!”
A. Kemal KAŞKAR –
28 Eylül Pazar günü saat 16’da Muğla merkez ilçesi Menteşe’de yapılacak olan ‘Toprağıma Dokunma Mitingi’ hazırlıkları çerçevesinde ilimiz genelinde çalışmalar yapan DEM Parti heyeti, dün Milas Şehir Parkı’nda bir basın toplantısı düzenledi.
Toplantıya, DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, DEM Parti PM Üyesi Fatoş Ay, Muğla İl Eş Başkanları Zuhal Macit ve Mehmet Kaya, Muğla Ekoloji Mücadele Komisyonu Üyesi Güven Göknar, Milas Eş Başkanları Adile Görü ve Sedat Polat’ın yanısıra SOL Parti Milas İlçe Başkanı Hüseyin Yorulmaz’ın da aralarında bulunduğu kalabalık bir yurttaş topluluğu katıldı.
DEM Parti Muğla Eş Başkanı Zuhal Macit’in sunuş konuşmasıyla başlayan toplantıda konuşan İzmir Milletvekili İbrahim Akın, ülkemiz tarihinde ilk kez 7554 sayılı yasaya karşı mücadele için muhalefet olarak çok geniş bir birliktelik oluşturulduğunu, Anayasa Mahkemesi’ne Meclis’te bulunan 266 muhalefet milletvekilinin imzasıyla iptal başvurusu yapıldığını, bunun, meclisteki bütün muhalif siyasi partilerin iradesiyle gerçekleştiğini, Anayasa Mahkemesi sekreteryasının başvuru sırasında, böyle bir tabloyla ilk kez karşılaştıklarını ve şaşkınlıklarını ifade ettiklerini belirtip, muhalefet olarak birleşe birleşe şaşırtmaya devam edeceklerini ve mücadeleyi büyüteceklerini söyledi.
“Yurttaşlarımız çok büyük ilgi gösteriyor”
Daha sonra ilçemizdeki çalışmalarıyla ilgili açıklamalarda bulunan Akın, “28 Eylül’de saat 16’da Muğla’da bütün muhalif siyasi partilerin temsilcileriyle beraber ve aynı zamanda KESK, DİSK, TMMOB, Tabip Odası ve Toprağımızı Vermiyoruz Kampanyası ile beraber miting gerçekleştireceğiz. Yaptığımız çalışmalara yurttaşlarımız çok büyük ilgi gösteriyor, örneğin bir köyümüzün tamamı mitinge katılmak istedi. Öğle saatlerinde Aslanyaka Köyü’ne gittik. Köyde mahkemenin iptal ettiği bir taş ocağını tekrar, hemen yüz metre mesafede faaliyete geçirmek için başvuru yapmışlar. Bu öyle bir durum ki, mahkemenin verdiği kararla çevreye, doğaya, insanlara, zeytine verilen zarar konusu tespit edilmiş, mahkeme yasaklamış olmasına rağmen, tekrar ruhsat başvurusu yapıyorlar. Bunun sebebi, son çıkan maden yasası. Bu maden yasası, bütün şirketlerin elini güçlendirmiş, nerdeyse hukuk tanımaz bir şekilde bu şirketler her yeri talan etmeye, yağmalamaya, nerdeyse doğaya karşı bir tür sömürgecilik sistemini gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Biz bütün muhalefetle beraber bunun karşısında durmazsak, inanın bu ülkede sağlıklı gıdaya erişme şansımız kalmayacak, toprağımız suyumuz kalmayacak ve yaşam hakkımız ortadan kaldırılacak. Bu nedenle bu mesele herhangi bir mesele değil. Bu mesele bu ülkede yaşayan bütün yurttaşlarımızın ortak konusu, ortak sorunu ve burada bir siyasal görüş farklılığı olmaksızın, eğer bu ülkede yaşıyorsak, toprağımıza, havamıza, suyumuza sahip çıkmak zorundayız. Aksi takdirde, kim iktidarda olursa olsun, bu iktidarın kim olduğundan bağımsız olarak bu ülke eğer yaşanamaz hale geliyorsa bizim itiraz etme hakkımızı meşru olarak kullanmamız lazım. Anayasamız da bunu taahhüt ediyor, emrediyor. Her yurttaş ormanına, toprağına, suyuna sahip çıkma sorumluluğuna sahiptir diyor. Bu nedenle iktidarlar anayasaya aykırılık yapsalar bile bizim yurttaşlık hakkımızı kullanarak mücadele etme hakkını sürdürmemiz lazım” dedi.
“Ancak öyle bir vahşi anlayış var ki …”
Gün içinde Akbelen’e de gittiklerini, orada Zehra teyzenin ailesine taziye ziyaretinde bulunduklarını belirten Akın, daha sonra konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ancak öyle bir vahşi anlayış var ki, Zehra teyzenin öldüğünün ertesi günü zeytinleri söken bir şirket var karşımızda. Ama maalesef onları koruyan güvenlik kuvvetleri var. Bu ülkenin güvenlik kuvvetleri bizlerin parasıyla, bizlerin bütçesinden aldıkları maaşlarla o işleri yapıyorlar. Ama gördüğümüz gerçeklik şu, yurttaşı korumak yerine şirketi koruyan bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu nedenle 28 Eylül’de Muğla’da yapılacak miting herhangi bir miting değil. Burada yapacağımız bir girişim, bizim açımızdan Anayasa Mahkemesi’nin, bu tarihsel birlikteliğin karşısında acilen toplanması ve yürütmeyi durdurma kararı vermesi, toprağımızın, zeytinlerimizin, doğamızın korunması için görev alması gerekiyor. Hakkımızı koruması gerekiyor. O nedenle her bulunduğumuz yerden sesleniyoruz, Anayasa Mahkemesi heyeti bizi duysun, bir an önce toplansınlar, bu mevcut anayasaya aykırı olan maddelerin hepsini durdursunlar ve ülkemizin geleceğini koruma bakımından, havamızın, suyumuzun korunması bakımından görevlerini yerine getirsinler istiyoruz. Sadece DEM Parti olarak değil bütün halkımız için bunu istiyoruz. O nedenle ayrımsız bir şekilde bütün yurttaşlarımızın Pazar günü saat 16’da Muğla meydanında olmalarının çok kıymetli olacağını düşünüyoruz. Bugünün kıymetini hep beraber değerlendirelim. Özgür Özel geliyor, Tülay Başkan geliyor, dolayısıyla gelen bütün yurttaşlarımızla, onların temsilcileriyle beraber Pazar günü saat 16’da bu birlikteliği gerçekleştireceğiz arkadaşlar. Ben Milas halkına buradan seslenmiş olayım basın vasıtasıyla. Milas en çok etkilenen yerlerdendir. Bu yasa Milas ve Yatağan için, adrese teslim bir yasadır.”




