A. Kemal KAŞKAR –
Muğla merkez ilçesi Menteşe’de 28 Eylül Pazar günü ‘Toprağımızı Vermiyoruz Kampanyası’, MUÇEP, KESK, DİSK, TMMOB ve Tabip Odası tarafından düzenlenen miting, tahminlerin çok ötesinde bir katılım ve coşkuyla yapıldı. Mitingle ilgili 25 Eylül tarihli haberimizdeki ‘Tarihi Miting’ öngörümüzün gerçekleştiği mitingte Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, TMMOB MYK Üyesi Arif Balkanay, Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, Kızıl Parti Eş Genel Başkanı Candan Polat Köksal, SOL Parti MYK Üyesi İlknur Başer, Yeşil Sol Parti adına Naci Sönmez, EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, Yeni Yol Grup Başkanvekili Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel etkili konuşmalar yaptılar.
Mitingde ayrıca, Marmara (Silivri) Cezaevi’nde tutuklu bulunan CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mesajı da okundu.
Yapılan konuşmalarda, 7554 sayılı torba yasa ile maden ve enerji şirketlerinin çıkarları doğrultusunda yapılan düzenlemelerin; doğayı, emeği ve halkın iradesini yok sayan bir otoriterleşme programının parçası olduğuna dikkat çekilerek, iktidarın demokratik siyaseti tasfiye edip toplumu kayyım rejimi ve yargı baskısı altında şekillendirme girişimleri ile hukuka, demokrasiye ve yaşam alanlarına yönelik saldırılar karşısında ortak mücadelenin güçlendirileceği, temel insan haklarına, hukuk devleti güvencesindeki özgür yaşam biçimlerine sahip çıkılacağı vurgulandı.
İmamoğlu’nun mesajı …
Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan CHP Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, mitinge katılan vatandaşlara hitaben gönderdiği mesajda, “… 2018’den bu yana, 26 milyon metrekare vatan toprağının orman vasfını yitirmesine sebep olanlar, bunun bedelini sandıkta ve yargı önünde ödeyecekler. Zeytinliklerimizin, derelerimizin, yaylalarımızın yok olmasına sebep olanlar, bunun bedelini sandıkta ve yargı önünde ödeyecekler. Akbelen’de ve ülkenin dört bir yanında ormanlarımıza, zeytinliklerimize, derelerimize, yaylalarımıza, verimli ovalarımıza, su kaynaklarımıza sahip çıkanlar, vatan müdafaasındadırlar. Onlarla birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü başka vatanımız yok ve biz bu vatanı canımızdan aziz biliyoruz. Sizlere, yürekli mücadeleniz için, bir kez daha ülkem adına teşekkür ediyorum. Hepinizi çok seviyorum. Kalın sağlıcakla” dedi.
Konuşmalardan notlar …
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras
Mitingde ilk konuşmayı yapan Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Kıyı Ege Belediyeler Birliği Başkanı Ahmet Aras, Muğla’nın dört bir yanının talan edilmek istendiğine dikkat çekerek, “Ormanlarımız, zeytinliklerimiz, koylarımız, kıyılarımız, her yer bir avuç rantçının gözlerini diktiği alanlar haline gelmiş. Türkiye’nin her yerinde mücadeleyi verenlere minnetlerimizi sunuyoruz. Demokrasi yoksa hiçbir şeyi savunamayız. Toprağımızı ve geleceğimizi de savunamayız. Muğla her şeyiyle bir dünya mirası. Bu güzellik bazıları tarafından yok edilmek isteniyor. Antik çağlardan beri bu topraklar tarımla, kültür ve sanatla var oldu. Her yer bir avuç menfaatçinin gözlerini diktiği alan haline geldi. Bizler bir avuç rantçıya karşı milyonlarız, hep beraber direneceğiz. Zeytin Anadolu topraklarının bekçisidir. Bugün yapılanlar Anadolu işgal altındayken yapılmadı. Zeytine taşınabilir mal gözüyle bakılamaz. Bizim atalarımız zeytin dikerdi, bunlar, zeytin söken olarak tarihe geçecek” dedi.
KESK Eş Başkanı Ayfer Koçak
KESK Eş Başkanı Ayfer Koçak, yaşam için mücadelenin tercih değil mecburiyet olduğunu belirterek, “Biz biliyoruz ki doğamızı katlettiklerinde suyumuzu, toprağımızı kirlettiklerinde biz yoksul emekçilere daha kötü şartlarda çalışma ve kıtlık dayatılacaktır. Köylerimizde ve ormanlarımızda toprağımızı, suyumuzu kirletecek olanlar çocuklarımıza bir bardak suyu çok gördüler. Çıkardıkları yasalarla o suları kirletmekten imtina etmiyorlar. Biz buna izin vermemek için buradayız” dedi.
TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Arif Balkanay
TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Arif Balkanay ise şöyle dedi: “Siyasi iktidarın son kullanım tarihi çoktan bitti. Bu nedenle bütün tuşlara aynı anda basıyorlar. Rant bağımlısı olmuş siyasi iktidar bağımlıları durmuyor. Doğal varlıklarımız, zenginliklerimiz hedef haline geldi. Onlar doğamıza verilecek zararı görmüyorlar. Onlar sadece madenleri, tesisleri ve elde edecekleri kârı görüyorlar, nakde dönüştürmeye çalışıyorlar. O yüzden ülkemizin her yanı maden sahasına ve şantiye alanına dönüştü. Bugün yürütülen madencilik, sömürge madenciliğidir. Biz bu anlayışa isyan ediyoruz. Topraklarımızı, zeytinliklerimizi ve geleceğimizi işgal etmelerine dur diyoruz. İktidarın gözü sadece parayı görüyor. Her bir karış toprağımızı madenlere peşkeş çekmek istiyorlar. Bilmiyorlar ki memleketin sahipleri var. Biz varız.”
TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof Dr. Alpay Azap
TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof Dr. Alpay Azap, yapılan miting eylemiyle sadece toprağımıza ve ağacımıza değil sağlığımıza ve geleceğimize de sahip çıkıldığını belirterek, “Bu ülke sahipsiz değil. Ağaç, orman, doğa, sadece insanı mutlu eden güzellikler değil, aynı zamanda yaşam kaynağıdır. O yüzden geleceğimizdir. Biz doğaya sahip çıkarken yaşam hakkımıza sahip çıkıyoruz. Yaşam halkını ihlal eden hiçbir yasa, sağlığımızdan ve bizden önemli değildir. Bu yasa hükümsüzdür. Bu ülkenin yüzde 92’si kirli hava soluyor. Kirli hava her yıl 50 bin insanımızın erken ölmesine neden oluyor. Sağlıklı bir toplum için sağlıklı bir çevre gerekir. Bizler her zaman halkımızın sağlığını savunduk ve savunmaya devam edeceğiz” dedi.
Kızıl Parti Eş Genel Başkanı Candan Polat Köksal
Kızıl Parti Eş Genel Başkanı Candan Polat Köksal da, “İktidara sesleniyoruz: Artık bu memleketin yakasından düşün. Bir grup para babasının zenginliklerine zenginlik katılması için yaşam hakkımızın gasp edilmesine karşı duruyoruz. Memleketi koca bir maden ocağı haline getiriyorlar. O madenlerde işçi kardeşlerimize diri diri mezar kazıyorlar. Buna karşı çıkanların karşısına da devletin polisini, jandarmasını çıkarıyorlar. Bu aynı zamanda yabancı şirketlerin de derdi. Yabancı şirketler topraklarımıza rant gözüyle bakıyorlar. Ama bu topraklar bizim geleceğimiz. Altın çıkarmak için topraklarımızı talan eden sermaye düzeni yeşil dönüşüm masalını uyduruyor. Biz bu masalları dinlemiyoruz. Bizi açlık ve susuzluğa maruz bırakan düzenin adı kapitalizmdir, rant düzenidir. Bu düzen köylüye ve işçiye karşıdır. Biz buna karşı duruyoruz. Bu topraklar, su, yaşam bizim” dedi.
SOL Parti Sözcüsü İlknur Başer
SOL Parti adına konuşan Parti Sözcüsü İlknur Başer, “Meclis ABD emperyalizminin, şirketlerin, kadın, çocuk ve doğa düşmanlarının ve iktidarın geleceğini uzatmak için bir yasa makinesine dönmüş durumda. Halkın yasaları Meclisten geçmiyor. Tek adam rejimi bu iktidardan uzaklaşmadan bu ülkenin başından gitmeden, ne doğaya ne bize ne de doğadaki canlılara nefes almak yok. O yüzden mücadelemizle, birleşik mücadelemizle tek adam rejimini tarihin çöplüğüne göndereceğiz” dedi.
Yeşil Sol Parti adına Naci Sönmez
Yeşil Sol Parti adına konuşan Naci Sönmez ise, “AKP iktidara geldikten bu yana Maden Kanunu 27 kez, Çevre Kanunu 16 kez, Orman Kanunu 36 kez değiştirildi. Ciddi bir sabıkaya ve sicile sahip bir iktidarla karşı karşıyayız. Topyekun bir saldırıyla karşı karşıyayız. Bunun karşısında topyekun bir mücadeleyle, birleşik bir mücadeleyle hareket edebiliriz. Bugün bu yeni sömürgecilik, bir stratejik yönelimi ifade etmektedir. Biz de yeni bir strateji kurmalıyız” dedi.
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan konuşmasında, siyasi partilerin, sendikaların, çevre örgütlerinin ortak mücadelesinin önemine dikkat çekerek, “Buradan iktidara sesleniyoruz: O çıkardığınız maden yasasını iptal edin. Bütün maden sahalarını kapatarak orada o köylülerin, üreticilerin kendi topraklarında ekmesine, biçmesine ve ürün yetiştirmesine müsaade edin. Zeytinlik alanlarının yağmalanmasına, ağaçlarımızın sökülmesine son verin. Bu iktidar kadına düşman, çocuğa düşman, eğitimciye düşman, sağlıkçıya düşman, belediye başkanlarına düşman. Düşünen insana düşman. O yüzden diyoruz ki hep birlikte bu saray düzenine son vereceğiz” dedi.
Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ
Yeni Yol Grup Başkanvekili, Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, kömürle enerji üretimine karşı çıkarak, iktidarın, kanun hükmünde kararnameyle ve parlamentodaki çoğunluğuyla hemen hemen her şeyi yaptığını belirtip şöyle devam etti: “Ama yapamayacakları bir şey var: Millet iradesi, milletin gönlünde yaşayan değişim ruhu. Bunu değiştiremeyecekler. O irade bir gün tecelli edecek. O güne çok az kaldı.”
TİP Parti Sözcüsü Sera Kadıgil
TİP Parti Sözcüsü Sera Kadıgil, Cumhuriyet’in kurulduğu 1923’ten AKP iktidarının başladığı 2002 tarihine kadar ülkemizde bin 186 maden ruhsatı verildiğine, oysa bu iktidar döneminde yerli-yabancı maden şirketlerine 386 bin ruhsat verdiğine dikkat çekerek, “Yazıklar olsun. İşgal edilse hiçbir işgal kuvvetinin aklına belki de gelmezdi yüz yıllık zeytinlere el uzatmak. Bunların geliyor. Yetiyor mu bu maden ruhsatları bunlara? Yetmiyor. Bu maden ruhsatları yetmeyince o mecliste, 20 kere maden kanununu değiştirdiler. Yetti mi? Yetmedi. Peşine tam 200 kere yandaşlarına ihale dağıtmak için ihale kanunu değiştirdiler. Yetti mi? Yetmedi. Ne yaptılar peşine, ÇED raporları aldılar. Yargıyı ele geçirdiler. Canından olan insanlar oldu bu uğurda. Yetti mi? Yetmedi” dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, en son çıkan torba yasaya karşı parlamentodaki bütün muhalefet parti mensubu milletvekillerinin birlikte Anayasa Mahkemesi’ne başvurduklarını belirterek, “Biz buradan Muğla’dan AYM’ye bir kez daha sesleniyoruz: Türkiye’nin yarısından fazlasının itiraz ettiği bu yasaya hayır demenizi, veto etmenizi bekliyoruz. Bugün Milas’ta, Akbelen’de yaşananlar ne yazık ki Türkiye’nin dört bir yanında yaşanıyor. Türkiye’nin dört bir yanında her yeri tarumar eden yerli ve yabancı birçok şirket Muğla’yı hallaç pamuğuna çevirdiği gibi, Muğla’nın 48 köyünü yaşanmaz hale getirmek üzere oldukları gibi, aynı şekilde Şırnak’ta da ağaç kesiyorlar. Geçtiğimiz günlerde Şırnak Besta’da, Türkiye’deki birçok doğa ve çevre mücadelecisiyle, ekolojistle birlikte ağaçlar kesilmesin diye hep beraber nöbet tuttuk. Muğla’dan Besta’ya, Besta’dan Muğla’ya bizler işte bu mücadele köprüsünü en güçlü şekilde örgütleyebilirsek, ancak bu şirketleri koruyan iktidara böyle geri adım attırabiliriz. Bundan hiç şüphemiz yoktur. Bizler ne olursa olsun taşımıza, toprağımıza, ağacımıza, suyumuza, zeytinimize, mandalinamıza sonuna kadar hep beraber sahip çıkacağız” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise konuşmasına, Nâzım Hikmet’in “Yaşamaya Dair” şiirinin “Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, / yetmişinde bile, mesela zeytin dikeceksin, / hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, / ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için” bölümünü okuyarak başladı ve demokratik direnme hakkını kullanan halkın kazanacağını, zeytin ağaçlarının kazanacağını, doğanın kazanacağını vurguladığı konuşmasında özetle şunları söyledi:
“Bu meydan esasen Meclis’tir. Eğer iktidarlar milletin aleyhinde işler yaparsa millet itiraz eder ve meydana çıkar. Ankara’daki Meclis Muğla’nın doğasına kasteden bir düzenleme yaptı. Eğer Meclis sizin sesinizi duymuyorsa o Meclis bugün Muğla’daki meydandır. Bu kanun bu haliyle kalırsa doğa katliamlarının artacağını biliyoruz. Buradan AYM üyelerine sesleniyoruz. Torunlarımız için sizden adalet bekliyoruz. Bu iktidar insanımıza ve doğamıza iyi gelmedi. 80 yılda 1186 maden ruhsatı verilmişken AKP düzeninde 386 bin maden ruhsatı verildi. Bunlar yeşil alan görünce inşaat hayali kuruyor. Muğla’da köyler kaderiyle baş başadır. Tam 820 bin zeytin ağacı, binlerce aile, bir bakanın imzasıyla şirketin para insafına terk edilmiştir. Doğayı değil parayı önceleyen sistemin sonuna kadar karşısındayız. Önüne gelene vatan haini diyenlerin, bu yaptıkları en büyük vatan hainliğidir.”





