A. Kemal KAŞKAR –
Sefa ile sefalet, birbirine benzermiş gibi görünen ama aralarında çok büyük anlam uçurumu olan iki kelime.
Sefa; keyif, zevk, neşe, hoşça vakit geçirme, eğlenme, mutlu olma, sefalet ise yoksulluk veya sıkıntının sonucu olan acı ve yokluk hallerini ifade ediyor.
İlçemizde eski bir otel var. Adı Sefa!
Adı ‘Sefa’ olan bu otel binası uzun yıllardır çok kötü durumda … Halihazırda, avlusu ve caddeye bakan cephesindeki dükkanlarla bir şekilde yaşatılmaya çalışılan bir bina. Elbette buna ‘yaşamak’ denirse …
Yaklaşık on yıl önce, yapılacak bir restorasyon çalışmasıyla ilçemiz kent dokusundaki kendine özel yerini alması yönünde bazı görüşmeler ve girişimler olduğu biliniyor ama hepsi o kadar.
Belediye’nin de ön ayak olmaya çalıştığı o çabayla herhangi bir olumlu sonuca varılamadı ne yazık ki …
Oysa, ‘Han Tipi’ mimarisiyle, Çöllüoğlu Han’a komşu durumdaki Sefa Oteli, Milas Arastası’nın göz bebeği olabilecek değerde bir zenginlik ilçemiz için. Yıllardır hiçbir iyileştirme yapılmamasına rağmen hâlâ inatla ayakta. Ancak daha ne kadar dayanabilir belli değil. İlle de bir yerlerinden yıkılması beklenmemeli …
Elbette sadece restorasyon değil aynı zamanda ‘güçlendirme’ çalışmasını da gereksinen binanın yeniden farkedilip ilçemizin tarih-kültür zenginliğine sahip çıkılması, Sefa Oteli’nin gündeme alınması gerekiyor.
Yetkililerin, ilgililerin bu gündemin peşine düşmesi, Sefa Oteli’nin, koruyucu, iyileştirici yönde adımlarla kent yaşamına, kentimizin tarihî-mimari dokusuna kazandırılması dileğiyle …




