A. Kemal KAŞKAR –
Milas İkizköy’de Akbelen Ormanı’nın yok edilmesinin sonrasında bölgede yaşamını sürdürmeye çalışan vatandaşlar için yaşam giderek zorlaşıyor ve zaman zaman ‘zulüm’ düzeyine varan adımlar atılıyor ‘şirket’ tarafından.
Bölge, çam ağaçlarının kesilmesi, zeytin ağaçlarının da sözde ‘taşınıyor’ olmasıyla alt üst ediliyor, ekosistem adım adım yok ediliyor.
İş makinalarıyla sürdürülen çalışmalarla çıplaklaştırılan alanlarda yapılan dinamit patlatmaları ise yakın-uzak evlerde yaşayan vatandaşlarda büyük tedirginliklerin yaşanmasına neden oluyor.
“Bu bir zulümdür! Zeytin taşımak talandır!”
Vatandaşlar, şirketin madende hemen her gün patlattığı dinamitlerle evlerinde kesintisiz deprem yaşadıklarını belirterek, “Duvarlar titriyor, eşyalar sallanıyor, çocuklarımız korkuyor. Verdiği izinlerle bu zulme ortak olanlara soruyoruz: Birimiz ölünce mi dur diyeceksiniz?” diye soruyor ve zeytin taşımanın talan olduğuna, zeytin taşıma gösterilerinin bu büyük talanın, yıkımın gizlenmesi amacıyla yapıldığına dikkat çekip bu tablonun oluşturulmasına yol açanlara, sürdürülebilmesi için destek verenlere tepki göstererek, “Bir şirket daha fazla kâr edecek diye arkasına dizilen, talanı aklayan sözde profesörleri, satılmış muhtarları, rantçı vekilleri, yalancı ‘danışma kurulu’ ve medyayı” da köylüler olarak asla unutmayacaklarını, affetmeyeceklerini belirtip köylerinden asla vazgeçmeyeceklerini vurguluyorlar.
“Sustukça sıra herkese gelecek!”
İkizköy Muhtarı Nejla Işık ise, Milaslılar ve Muğlalılar başta olmak üzere tüm vatandaşları uyarıp mücadele çağrısında bulunduğu son açıklamasında, Akbelen’de zeytinleri sökmek için şirketin hazırlık yapmaya devam ettiğini dile getirip acele kamulaştırmalarla topraklarına el konulması yönünde çalışmalar yapıldığına ilişkin duyumlarından bahisle, “Anayasaya, hukuka, vicdana, ahlaka, emeğe ve doğaya aykırı bu talana razı değiliz. Susmak bu topraklara ihanettir. Bugün Akbelen yarın sizin eviniz. Sustukça sıra herkese gelecek. Bu yüzden bu mücadele yalnızca Akbelen’in değil; toprağına, emeğine ve geleceğine sahip çıkan herkesin ortak mücadelesi. Yan yana durmazsak tek tek kaybedeceğiz; birlikte durursak bu talanı durdurabiliriz” dedi.
“Madene kurban edilecek toprağımız yok!”
Topraklarının madene kurban edilemeyecek kadar değerli olduğunu, topraklarının, zeytinliklerinin, yeraltı su varlıklarının ve temiz havanın değerinin herhangi bir madenle asla kıyaslanamayacağını tekrarlayan İkizköylüler, kendilerine yaşatılan duruma tepkilerini şu sözlerle ifade ediyorlar:
“Doğduğumuz, büyüdüğümüz, ürettiğimiz topraklarımızda yaşamak istiyoruz. Maden genişlesin, şirketler kâr etsin diye topraklarımıza, emeğimize el konulamaz! Biz bu ülkenin yurttaşları değil miyiz? Yurttaşlık haklarımızı istiyoruz!”




