A. Kemal KAŞKAR –
Akdeniz Yeşilleri Derneği, Betçe Demokrasi Platformu, Dalyan Turizm Kültür ve Çevre Koruma Derneği, Datça Demokrasi Platformu, Dayanışma Datça, Deştin Çevre Platformu, Fethiye Ekolojik Yaşam Derneği, Gökova Ekolojik Yaşam Derneği, Güllük Koruma Platformu, Kent Politikaları Derneği, Kıyıda (Kıyı Hareketleri Dayanışma Ağı), Kıyılar Halkındır İnisiyatifi Fethiye, Muğla Çevre Platformu, Muğla Su İnisiyatifi, Şezlongsuz Datça İnisiyatifi, Yeryüzü Canları Derneği tarafından yapılan ve imzaya açık olarak destekçileri artmaya devam eden açıklamada, 3 Ocak Cumartesi günü Akbelen direnişinin yeni dönemine ilişkin toplantıların Milas’ta yapılan ilkinde Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz’un yaptığı konuşmada, 1990’lı yılların sonuna doğru Milas Havalimanı’nın sulak alanda inşasına karşı çıkıldığı günlerde ‘bazı çevreci kişi ve sivil toplum örgütleri’nin para karşılığı eylem yaptıkları yönündeki sözlerine tepki gösterilerek; “Milas Belediye Başkanı Sayın Fevzi Topuz’un, çevre mücadelesi yürüten yurttaşlara ve sivil toplum örgütlerine yönelik olarak “para karşılığı eylem yaptıkları” yönündeki beyanı; hiçbir kanıta dayanmadığı gibi zor şartlar altında var olmaya çalışan çevre mücadelesini, toptan hedef alan bir yaklaşım olup, aynı zamanda kamuoyunu yanıltıcı nitelik taşımaktadır. Bu söylemin, çevre hakkını ve yurttaş katılımını savunması beklenen bir muhalefet partisi belediye başkanı tarafından dile getirilmiş olması ise, onu politik ve etik açıdan daha da sorunlu ve vahim kılmaktadır” denildi.
Açıklamada, ‘bu söylem’in yeni olmadığına, ülkemizdeki çevre mücadelesi tarihinde bu tür ithamların yapıldığına ilişkin çok sayıda örnek olduğuna dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:
“Bu bağlamda, Bergama köylü hareketine karşı altın madenciliği şirketleri lehine geliştirilen söylem ve operasyonları konu alan Özer Akdemir tarafından kaleme alınan “Kuyudaki Taş” adlı çalışmada; çevre mücadelesini itibarsızlaştırmaya yönelik olarak kullanılan dilin nasıl kurgulandığı, hangi aktörlerin bu oyunda rol aldığı ve kamuoyunun nasıl yönlendirilmeye çalışıldığı ayrıntılı biçimde ortaya konulmaktadır.
Dolayısıyla bugün çevre mücadelesine yöneltilen “para karşılığı eylem yaptıkları” ithamı; bireysel bir dil sürçmesi değil, çevre hareketini toplumsal meşruiyetinden koparmayı hedefleyen, eski ve bilindik bir söylem kalıbının yeniden dolaşıma sokulmasından ibarettir.
Bir kamu görevlisinin; yurttaşların anayasal haklarını kullanmasını kriminalize eden, sivil toplumu töhmet altında bırakan ifadelerden özellikle kaçınması gerekir. Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz’un görevi; anayasal çerçevede gerçekleştirilen hak arama yollarını hedef göstermek değil, aksine bu yolların meşruiyetini tanımak, korunmasını sağlamak ve yurttaşların bu hakları fiilen kullanabilmesini desteklemektir.
Çevre hakkı; Anayasa’nın 56. maddesiyle güvence altına alınmış temel bir haktır. Bu hak kapsamında yapılan barışçıl, meşru ve kamusal nitelikli itirazlar; ne ticari bir faaliyettir ne de çıkar karşılığı yürütülen bir “eylemcilik”tir. İfade edilenin tersine bu mücadele; yaşam alanlarını, suyu, toprağı, havayı ve ortak geleceğimizi koruma iradesinin bir ifadesidir.
Çevre mücadelesi veren yaşam savunucuları olarak; çevre mücadelesini karalamaya yönelik bu açıklamayı reddediyor, kınıyor ve Sayın Başkan’ı sözlerinin sorumluluğunu almaya, kamuoyunu yanıltan bu ithamı geri çekmeye ve özür dilemeye çağırıyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

Başkan Topuz ne demişti …
Belediye Başkanı Fevzi Topuz, 3 Ocak Cumartesi günü Milas Belediyesi Toplantı ve Düğün Salonu’nda yapılan toplantının sonuna doğru, bir cenaze törenine katılmak üzere ayrılması öncesinde yeniden söz alarak yaptığı konuşmada, 1990’lı yılların sonlarına doğru Milas Havalimanı ile ilgili karşı çıkışların olduğu günlerde bir toplantı sırasında yaşananlardan bahisle, kendisine, “Milas ve Bodrum’daki çevrecilere o dönemin parasıyla 200 bin lira para verildiğinin ifade edildiği”ni, o insanların yöremizde ‘çevreci’ adı altında eylemler yaptıklarını belirterek, “Daha sonraki -günlerde- havaalanı ile ilgili yaptığımız toplantıda, 20 tane kurum, Sivil Havacılık Dairesi Başkanlığı, Karayolları, Devlet Su İşleri, Deniz Yolları velhasıl bütün kurumlarla ilgili toplantıda dedim ki, çevreci arkadaşlar, bizim aleyhimizde pankart açtılar, dedim arkadaşlar, bu işi parayla yapmamış olsaydınız daha iyi olurdu. Çevre ile ilgili yapılan her eylemin arkasındayım ama birilerinin, sermayenin tetikçiliğini yapmayın. Toplanan arkadaşlarımızın samimiyetine inanarak yapılacak olan her türlü çalışmanın, eylemin arkasında olduğumu ifade ediyorum. Bu ülke bizimdir. Bu coğrafya bizim dedim. Bu coğrafyada çalışan insanlar da yaşayan insanlar da bizim insanlarımızdır dedim. Demek istediğim bu … Ben geçmişteki o insanların kim olduğunu biliyorum” demiş; Topuz’un bu sözleri üzerine bazı katılımcıların “Kim olduklarını söyleyin o zaman, biz de bilelim, biz de onları aramıza almayalım” dedikleri duyulmuş, yükselen seslerin arasında Başkan Topuz, “Burada söylenmez, söylenir mi, bu bir gizlilik içerisindedir” deyip toplantıdan ayrıldıktan sonra salonda kısa süreli olarak tansiyon yükselmiş ve bazı katılımcılar salondan ayrılmışlardı.



