BAKTIKÇA – soru/yorum – A. Kemal KAŞKAR –
Başlığı özellikle çok uzattım. Dikkat çekmeye çalışıyorum çünkü.
31 Aralık 2025 tarihli BAKIŞ’ın 221’inci sayısında yayınlanan “Milas Çevre Yolu ve Ören Yolu ile ilgili bir haber” başlıklı haberim, dikkatlerini çekmek istediklerimin dikkatinden kaçmış olmalı.
Konuyu bir de BAKTIKÇA/Soruyorum’da dile-gündeme getirmem gerekiyor. Başka çarem kalmadı.
Burada, ‘Çevre Yolu’nu ve de Ören yolunun çok kötü durumunu yeniden uzun uzun yazmama hiç gerek yok. Ancak, yıllar içinde bir çözümsüzlük krizinin yaşandığı bu ‘yol karışıklığı’ konusuna girmeden önce, pek çok kentte olduğu gibi ilimizde de yaşanan ve krize dönüşen ‘susuzluk’ hallerimize kısaca değinmek istiyorum. Neden mi? Bu sorunun yanıtını da satır satır yazdıklarımla yavaş yavaş bulmanızı sağlayacağım … Buyurun okuyun bakalım.
…
Önce şunu peşinen yazmalıyım: 23 yılda her şeyi birbirine karıştırıp içinden çıkılmaz hale getiren merkezî siyasi iktidardır. İçinde bulunduğumuz çok kötü tablonun tartışmasız tek sorumlusu; önce ‘tek parti’, sonra ‘tek adam’ ön ekleriyle adlandırılan ve son 8 yıldır birlikte hareket ettikleri ‘ittifak ortakları’nın da dahil olduğu siyasi iktidardır. Bunu ne kadar tekrarlasak azdır. Çünkü bu öyle bir iktidardır ki, hiçbir şekilde sorumluluklarını kabul etmemekte ısrarcıdır. Bunu, yıllardır adeta bir tür ‘siyaset tarzı’ olarak benimsemiş ve tüm sinir bozuculuğuna rağmen bu konuda herhangi bir sınır tanımamakta kararlıdır. Dolayısıyla her görüldükleri yerde kendilerine ‘sorumlusu sizsiniz’ dememizde, ülkemizin güzel günler göreceği geleceği bakımından sonsuz fayda olduğunu düşünüyorum.
Ancak, iktidar ve ittifak ortağı sözcüleri zaman zaman yaptıkları açıklamaların arkasına saklanıp da sorumluluklarından kaçıp kurtulabileceklerini düşünmekteler. Kaçıp kurtulabilmeleri olanaksız olduğu halde bundan bir türlü vazgeçmemekteler. Elbette bu açıklamaları ne kadar ‘zekice’ ve ‘edebî’ olursa olsun gerçeği değiştirmeye gücü yetmiyor. Ayrıca kimse kimseye ‘aptal muamelesi’ yapmaya kalkmasın.
Örnekse: Ankara’da yaşanan susuzluk halinin nedeni olarak, doğrudan doğruya ve tek başına Ankara Büyükşehir Belediyesi yönetiminin “beceriksizliği” olarak gösterilmek istenmesi ne denli anlamsız ise, uzmanlar ve muhalif siyasetçilerce çok haklı olarak ‘kriz değil sermaye transferi’ diye yorumlanan bitmek bilmez ekonomik krizin kuraklıkla açıklanmaya çalışılması da bir o kadar çaresizlik ürünüdür. Bu iki yorumun yer değiştirilerek yapılması çok daha uygun olacaktır.
Buna en son, Aralık 2025 ile Ocak 2026 aylarına ait TÜİK patentli enflasyon oranları arasındaki dağlar kadar farkın ‘olumsuz hava şartları’na bağlanmak istenmesi örneği de eklenmiş bulunmaktadır. Baş ekonomist ve onun yıllar içinde biri gidip öbürü gelen ve her biri ayrı telden akortsuz saz arkadaşlarının ülkemizi getirdiği yer ne yazık ve ne üzücü ki bir de böyle izahların yol açtığı ağır kara mizah örnekleriyle doludur.
Sevgili ülkemde merkezî iktidar ve cumhur ittifakı sözcülerinin kafiyeli başlıklar üretip basın açıklamaları yapmalarının artıp duran dertlerimize çare olamadığı ortadadır.
En son, ilimiz Muğla’da, Devlet Su İşleri’nin de dahil olduğu su işlerine ilişkin tartışmalarda “yerel yönetim krizi” iddiasının ortaya atılması bu anlamda siyaseten çıkmaz sokaktır. Muhalefet partilerinin yönetimindeki yerel yönetimleri hırpalama arzusuyla olmadık işlere kalkışan, akla gelmedik mevzuatlar uyduran merkezî iktidar-ittifak ortaklarının, devletin su işlerini de allak bullak ettikleri kesin.
DSİ bürokratlarının bile mevzuat takibini kaybedip, dolayısıyla işleriyle ilgili yapılabilecekken yapmayacakları ve yapılabilse de yapılabilemeyecekler ve de kesinlikle yapmamaları gerekenler ile yapmasalar da olacaklar ayrımını yapmakta zorlandıkları koşullarda, yapabildikleri sadece ‘açıklama yapmak’tan ibaret. (Sevgili okur-yazarlarımı, bu cümlemi anlamak için hiç vakit harcamamaları konusunda hemen uyarmalıyım, çünkü bu cümleyi, sadece ve sadece içinde bulunduğumuz anlamsız durumun iyi bir özeti olması bakımından uydurmuş bulunuyorum.)
O açıklamaların da yaşanan sorunları çözebilecek, yaşanan duruma açıklık kazandıracak nitelikte olmayıp, üstüne üstlük yeni yeni tartışmalara da yol açtığı ortada. “İşin suyu çıktı” deriz ya! DSİ kısaltmasındaki ‘İ’nin açılımı olan ‘iş’in suyu da uzunca süredir çıkmış durumda zaten. Dolayısıyla DSİ’nin ‘S’sinin su seviyesi büyük ölçüde düşürülmüş ve yeri de o ölçüde siyasetin ‘s’si tarafından doldurulmuş durumdadır. Böylece, sevgili rahmetli babam Hayati Kaşkar’ın Sümerbank’ı gibi sevgili rahmetli ağabeyim Kenan Kaşkar’ın DSİ’sine de yazık edilmiştir, edilmektedir. Sevgili babamın Sümerbank, sevgili abimin ise DSİ ile ilgili anılarına duyduğum saygıyı bu vesileyle yineleyerek, artık nihayet ve elbette hız sınırlarına uyarak ‘Milas Çevre Yolu’na girmem gerekiyor …
…
Siyaset’in ‘S’si; iktidarın nimetlerinden yararlananların, tercihleriyle işçinin, memurun, çiftçinin, esnafın, emeklinin, gençlerin ve kadınların yaşamlarını cennete de cehenneme de çevirebilecek olanların (ki bugünkü iktidar-ittifak ortakları bu tabloda ağırlıkla ikincisine yol açmış durumdalar!), bu çok ağır sorumlulukları gereği kendilerinden hesap sorulması külfetine baştan razı olmalarını gerektirir. Bu, siyasette ‘olmazsa olmaz’ şarttır. Bu şartın doğal, kaçınılamayacak gereği olarak da sorum şudur:
İktidar – ittifak ortakları olarak; yıllardır ilçemizin Çevre ve Ören yollarının yapımına bir türlü başlanamamış olması sorununun (rahatlıkla ‘rezaletinin’ de diyebiliriz) sorumluluğunu da, kendi meşreplerinize uygun olarak yaptığınız dayanaksız açıklamalarla yerel yönetimlere atıp yolunuza devam etmeyi mi düşünüyorsunuz acaba?
Bu tarz-ı siyaseti daha ne kadar sürdürebileceğinizi düşünüyorsunuz acaba?
Oysa denklem çok basit ve çok açıktır ki: İktidar iktidarlığını yapacak! O kadar.
Vatandaş çare bekliyor, çözüm istiyor. Kendisine hizmet için seçip iktidar ettiği, maaşlarını ödediği siyaset erbaplarının başkent merkezli köşe kapmaca oyunlarından bıktı usandı artık vatandaş.
Kimin neyi ne kadar yapabilip yapamadığı ise ortada! Kimin neyi ne için söylediği de öyle. Daha da kaç yıl lafı evirip çevirebilirsiniz ki?
…
Ah iktidarın şu işleri ah!
Vatandaş haykırıyor! Duyun artık, bırakın bu işleri. Sevgili AK Partili Muğla Milletvekilleri, şu haberimi de okuyup bir tepki verin, bir açıklama yapın lütfen. Bırakın lafları eveleyip gevelemeyi …
Doğrudan sorumlusu olmasa da Büyükşehir Belediyesi’nden de, Milas Belediyesi’nden de ilgi bekliyor bu sorun.
Gündem güvenliği için, haberimi okumaya üşenenler olabilir diye düşünüp sorumu baştan sorarak sorunu özetlemiş olayım:
Milas Çevre Yolu, Didim-Milas bölünmüş yolu ihalesine dahil dendi bize yıllardır. Şimdi, Ören yolu ile anılmış olması Milas’a daha kaç yıl kaybettirmiş olacak?
Ayıp yahu, gerçekten çok ayıp! İşte o kadar.
İşte o haber …
Milas Çevre Yolu ve Ören Yolu ile ilgili bir haber …
Milas’ın Çevre Yolu’nda eziyet artarak sürüyor.
İlçemizin yıllardır adeta ‘kanayan yarası’ olan yolda, yağmursuz günlerin tozunun toprağının ardından yağmurlu günlerde de su birikmeleri, çukur, kasis ve çamur çileleri başladı yine …
Ha yapıldı ha yapılacak denile denile 2026’ya geldik, şimdi de yolun 2026 yılında bitirilmesinin planlandığı belirtiliyor.
Milas – Ören yolu ise kötünün kötüsü! Üstüne üstlük bir de Soma’dan termik santrallere kömür taşıyan tırlar da dört mevsim kullanıcıları arasına eklenince daha da beter oldu. Ülke çapında can ve mal güvenliği açısından en riskli yollarımız arasında olduğu kesin.
AK Parti Muğla Milletvekilleri Kadem Mete ve Yakup Otgöz, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile görüşmelerinin ardından yaptıkları açıklamada, “Milas-Didim Yolu’nun 2026 yılında bitirilmesi planlanıyor” ara başlığı altında şöyle demişler:
“Çalışmaları devam eden ve yaklaşık 30 kilometrelik bir kısmı kalan yol ile ilgili de son durumu değerlendirdik. Yol çalışmalarına ağırlık verilmesi ve 2026 yılında açılması hedefleniyor.”
Bu bilgi notundaki, “açılması hedefleniyor ya da planlandı” ifadelerini “2026 yılında bitirilecek” diye okumayı ve duyurmayı çok isteriz ama bugüne dek verilen sözler ve yaşananlar arasındaki uzak aralar dikkate alınırsa haberimizde siyasetçilerin tedbirli cümlelerini aynen kullanmalı, dolayısıyla haberimizin, 2027 yılının kapısını çaldığımız günlerde vekillerin “Bitecek değil açılması hedefleniyor demiştik” savunmalarına karşı dayanıklılığını artırmalıyız.
Elbette 2026 yılı boyunca konuyu sorularla izleme hakkımız saklı kalmak kaydıyla …
Açıklamada ayrıca “Milas Ören Karayolu” ara başlığı altında kullanılan cümle ise şu:
“Milas çevre yolunun 2026 yılı yatırım programına alınmasını görüştük.”
Buradan, Milas Çevre Yolu ile Milas Ören yolunun tek kalemde ele alındığını mı anlamalıyız bilemedik ama ilçemizin bir başka ‘yol derdi’ olan ‘Ören Yolu’nun ara başlıkta kullanılmış olması kaçınılmaz olarak dikkatimizi çekti.
Elbette bu ifade, diğerine göre Milas Çevre Yolu için ‘çok daha ileride bir tarihin bekleneceği’ şeklinde anlaşılıyor: 2026 yılı yatırım programına alınması görüşülmüş!
Yani, henüz 2026 yılı yatırım programına alınmış değil. Eyvah eyvah!
Burada bir büyük karışıklık ise, bizim Milas Çevre Yolu’nun Didim – Milas Yolu ihalesine dahil olduğu bilgisine sahip olmamızdan kaynaklanıyor. Her neyse …
Her şeye rağmen gerek Milas Çevre Yolu gerekse Milas – Ören Yolu’nun icraat gündeminde adının bir kez daha telaffuz edilmiş olması bile haber değeri taşıyor! Ama başta sayın vekillerimiz olmak üzere ilgililer, yetkililer bu konudaki karışıklığı giderici bir açıklama yaparlarsa iyi olur ve daha iyi bir haber olur diye düşündüğümü belirtmek istiyorum.
Her iki yolumuzun da en kısa sürede tamamlanması talebi ve umuduyla başlıyoruz bu yeni yıla da …





