Danıştay 6. Dairesi’nin, 9 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle ilçemizde yapılan acele kamulaştırmaların yürütülmesini durdurmasıyla yüzleri gülen vatandaşlar soruyor:
“Esra hâlâ neden tutuklu?”
A. Kemal KAŞKAR –
Dün ilçemiz için; acele kamulaştırma yüzünden büyük mağduriyet yaşayan köylü yurttaşlarımızın ve onlarla dayanışma içinde yıllardır direnen herkesin yüzünü güldüren güzel bir gelişme yaşandı: Acele kamulaştırmanın iptaline ilişkin açılan toplam 93 ayrı davada Danıştay 6. Dairesi, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin yürütülmesinin durdurulmasına karar verdi. Konuyla ilgili açıklama yapan Avukatlar Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca, bu kararın, “ülkemiz için hakların güvenceye alındığı, yaşamın korunduğu bir dönemin başlangıcı olması” yönünde dileklerini dile getirdiler.
“Esra Işık derhal serbest bırakılmalı”
5 Mayıs’ta tebliğ edildiği belirtilen karar sonrasında İkizköylülerin Avukatları Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca yaptıkları açıklamada, bu kararın, uzun süredir fiilen etkisizleştirilen hukuku diriltmek için yapılmış güçlü bir yargı müdahalesi olduğuna dikkat çekerek, “Danıştayın verdiği yürütmeyi durdurma kararı ile birlikte acele kamulaştırma işlemi hukuken uygulanamaz hale geldi. Kararda da belirtildiği üzere, bölgede acele kamulaştırmayı haklı kılacak olağanüstü bir ‘acelelik hali’ yoktur. Ekonomik gerekçeler, üretim hedefleri ya da şirket faaliyetlerinin sürekliliği, kanunun öngördüğü istisnai yöntemi meşrulaştıramaz. Bu tespit, başından beri dile getirdiğimiz Akbelen’deki doğaya ve yaşam alanlarına yapılan müdahalenin kamu yararına değil, belirli bir ekonomik tercihe dayandığıdır. Artık, Milas acele kamulaştırmalarının Limak, İçtaş ortaklığındaki Yeniköy Kemerköy Enerji şirketinin çıkarına yapıldığı tartışmasız hale gelmiştir. Bu tarihi kararın en önemli sonucu, acele kamulaştırma işlemine dayanılarak yürütülen tüm idari ve yargısal süreçlerin hukuki dayanağını yitirmiş olmasıdır. El koyma girişimleri, keşif ve bilirkişi incelemeleri, bedel tespiti işlemleri artık hukuken geçersizdir. Hukuka açıkça aykırı bulunan idari işleme dayanılarak mülkiyet hakkına müdahale edilmesi mümkün değildir. Aksi yöndeki her uygulama hukuksuzdur, suçtur.
Vurgulamak isteriz ki, bu hukuksuz sürece dayanılarak yürütülen işlemler yalnızca mülkiyet hakkını değil, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını da doğrudan etkilemiştir. Akbelen direnişi sırasında özgürlüğünden yoksun bırakılan Esra Işık bakımından hukuki durum artık tartışmaya yer bırakmayacak kadar açıktır. Tutuklamaya dayanak yapılan süreçlerin hukuki temeli ortadan kalkmıştır. Esra’nın engellediği iddia edilen keşif, artık geçersizdir. Hukuksuz işlemi engellendiği gerekçesiyle özgürlükten yoksun bırakmanın sürdürülmesi kabul edilemez. Esra Işık derhal serbest bırakılmalıdır” dediler.
“Dayanaksız kalan 649 adet el koyma davasının reddine karar verilmelidir”
Konuyla ilgili açıklamada daha sonra şu görüş ve talepler dile getirildi:
“Danıştay kararının bağlayıcılığı karşısında, acele kamulaştırmaya dayanılarak açılan el koyma ve bedel tespiti davalarının görüldüğü Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi bakımından da yapılması gereken açıktır. Ortada yürütülebilir bir kamulaştırma işlemi bulunmamaktadır. Milas 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan 649 adet el koyma davası dayanaksız kalmıştır, başka bir işleme gerek kalmadan davaların reddine karar verilmelidir.
Anayasa’nın 2. maddesinde tanımlanan hukuk devleti ilkesi, 125. maddesinde düzenlenen yargı denetimi ve 138. maddesinde açıkça ifade edilen mahkeme kararlarının bağlayıcılığı birlikte değerlendirildiğinde, bu kararın gecikmeksizin uygulanması zorunludur. Yargı kararlarını etkisizleştirmeye yönelik her türlü idari ya da fiili girişim, anayasaya açık aykırılık teşkil edecektir.
10 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 9 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanı kararının hukuka aykırılığı Danıştayca tescillenmiştir. Artık bu acele kamulaştırma kararının uygulanması mümkün değildir. Danıştay kararı, dava açsın ya da açmasın herkesi ilgilendirmektedir. Milas’ın 7 köyünü kapsayan 649 parsel için verilen acele kamulaştırma kararından derhal dönülmelidir.
Sıra Anayasa Mahkemesi’nde …
Öte yandan, acele kamulaştırma süreçlerini kolaylaştıran ve kamu yararı ilkesini ortadan kaldıran düzenlemeler içeren 7554 sayılı Kanunun iptali için Anayasa Mahkemesi’nde açılan 2025/204 Esas sayılı dosya, bu hukuksuzluk sürecinin sonlanması için son derece önemlidir. 7554 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler, çevre hakkını, mülkiyet hakkını ve yargı denetimini etkisizleştiren bir nitelik taşımakta; idareyi şirketlerin taşeronu haline getirerek olağanüstü yetkiler tanırken yurttaşların hak arama yollarını daraltmaktadır. Akbelen’de yaşananlar, bu düzenlemenin nasıl bir hak ihlali rejimine kapı araladığını somut biçimde göstermiştir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi’ni, açıkça Anayasa’ya aykırı olan 7554 sayılı Kanun’u iptal etmeye; hukuk devleti ilkesini, sağlıklı çevrede yaşama hakkını ve mülkiyet hakkını koruyacak, doğanın ve yurttaşın hukuksal güvenliğini sağlayacak bir karar vermeye çağırıyoruz.
Haklı direniş kazandı …
Danıştay 6. Dairesi’nin verdiği yürütmeyi durdurma kararları, Akbelen’de verilen mücadelenin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Yaşam alanlarını savunanların karşısında konumlanan tüm uygulamalar, yargı kararıyla bir kez daha sorgulanmış ve hukuka aykırılığı tescillenmiştir. Bu kararın gereği derhal yerine getirilmeli; hukuka aykırı uygulamalara son verilmelidir.
Şunu da vurgulamak istiyoruz; elde edilen yargı kararı, havayı, suyu, toprağı, kısacası doğasıyla birlikte onurlu yaşamlarını korumak için direnen müvekkillerimizin yılmadan sürdürdükleri mücadelenin, Akbelen direnişinin kazanımıdır. Yaşam için direnenleri selamlıyoruz.
Bunun, ülkemiz için hakların güvenceye alındığı, yaşamın korunduğu bir dönemin başlangıcı olmasını diliyoruz.”
“Kazanacağız!”
Kararın duyulmasıyla birlikte Akbelen bölgesinde köylü vatandaşlar traktörlerle konvoy oluşturarak nöbet alanına geldiler ve bu kararın devamının gelmesi, Anayasa Mahkemesi’nin de lehlerine karar vermesi ve Esra Işık’ın da serbest bırakılması yönündeki görüş, talep ve kararlılıklarını dile getirerek “Mutluyuz, umutluyuz! Mücadelemize, topraklarımızı kurtarana kadar devam edeceğiz, kazanacağız” dediler.




