Yılmaz Kaya AYLANÇ –
Milletvekili, bir ülkenin en üst meclisinde oy veren halkı temsil eden kişi.
Bildiğiniz gibi ülkemizde halen altı yüz vekil görev yapmaktadır. Aylık maaşları 273 bin lira civarı olup, üç ayda bir yolluk adı altında 136 bin 500 lira almaktadırlar. Eğer vekil aynı zamanda emekli ise alacağı aylık 453 bin liraya ulaşmaktadır.
Vefat durumunda yaklaşık 3.5 milyon lira ölüm yardımı almaktadır yakınları. Eş ve çocuklara ise ölüm-yetim aylığı olarak ayda yaklaşık 90 bin lira verilmektedir.
Vekiller, diplomatik pasaport yanında, sağlık giderlerinin karşılanması, ömür boyu kamu sosyal tesislerinden yararlanma, TBMM’de oda ve asistan danışman ile üç araçlık tahsis gibi ayrıcalıklardan da yararlanmaktadırlar.
Ayrıca hukuki ve lojistik avantajlara da sahipler. Trafikte geçiş üstünlüğü, çakarlı araç kullanma, ömür boyu trafik cezasından muaf olmak, resmi görevlerde ekstra ödenek, yurt dışı görevlerde masrafların karşılanması, telefon ve iletişim desteği, özel ucuz tarifeler, tabii ki yasama dokunulmazlığına sahiptirler.
TBMM misafirhanesini kullanmak, konukevi, lojman, posta, kargo, resmi yazışma, kütüphane, araştırma ve dokümantasyon gibi haklardan da ayrıca yararlanmaktadırlar.
Milletvekilleri yasama süresi boyunca yasama dokunulmazlığına sahiptirler.
Meclis kararı olmadan tutuklanamaz, sorguya çekilemez, yargılanamaz. Bu durumun bir istisnası ise, ağır cezayı gerektirecek bir suçta suçüstü yapılan vekil gözaltına alınabilir ve tutuklanır. Ancak bu durum derhal TBMM Başkanlığına bildirilir.
Nasıl milletvekili olurlar?
Öncelikle kendi partilerinin Genel Merkezlerine veya İl Başkanlıklarına başvuru belgelerini iletirler. Tabii ki aidatlarını ödemiş olmaları gerekir. Partiler, başvuruları en az ilkokul mezunu ve kamu hizmetlerinden yasaklı olup olmadıklarını kontrol ederler.
Partiler aday adaylarından adayları nasıl belirlerler?
Parti Genel Başkanı il ve ilçe örgütlerinin de görüşlerini alarak adayları ve sıralamalarını belirler. Ülkemizde en yaygın uygulama budur.
Oysa bunun yanında, ‘ön seçim’ de bir yoldur. Burada parti üyeleri, kendi illerindeki milletvekili aday adaylarını sandığa gidip oylayarak sıralarını belirler. En demokratik yöntem budur. Ancak ender olarak CHP dışında da uygulayan yoktur.
Temayül Yoklaması ise, delegelerin, parti il ve ilçe yöneticilerinin görüşü alınarak bir tür anket yaparak illerdeki adayları belirleyecek Genel Merkez için veri yaratılmış olmaktadır.
Genel Merkezler tarafından her il için belirlenmiş ve sıralanmış listeler YSK’ya verilerek YSK’nın belirleyeceği seçim takvimine göre seçim süreci yaşanır. O ilde kaç milletvekili seçilecek ise alınan oylara göre ve bir vekil için belirlenmiş oyu alan aday vekil olur.
Buraya kadar normal olan ve olması gereken yolları sıralamış olduk.
Şimdi ise halen uygulanmakta olan, yani hayatın gerçeklerine bakalım.
Seçimler olacak ve barajı geçmiş partiler devletten yani halktan yüklü miktar parayı alacaklar.
Neden?
Seçimlere giriyorlar diye. Böyle saçma şey mi olur. Aldıkları para öyle 1-2 milyon değil.
Bakın 2026 yılı için alacakları para;
AKP 2,5 milyar, CHP 1,5 milyar, MHP 600 milyon, İYİ P. 550 milyon, DEM P. 500 milyon lira devlet yardımı alacaklar. Bayrak as, afiş yapıştır, ses ve sahne düzeni, yol paraları, yemek paraları v.b.
Ülkeye ve millete ne faydası var?
Toplamda bu ülkenin fakir ve yoksul halkı 6,4 milyar lira partiler seçimde bağırsınlar diye verecek.
Halkın pazarda kiloyu bıraktık adetle alamadığı yiyecekler varken, ıslak duvarlı göçecek evlerde dünya paraya kirada oturmaya çalışırken bu para neden?
Neden bu partiler buna itiraz etmezler? Neden aldıkları 453 bin lira aylık maaşa itiraz etmezler, Neden ömür boyu yazılamayacak trafik cezalarına itiraz etmezler, Neden milletten ayrıcalıklı bunca şeye itiraz etmezler?
Onlar halkın vekilleri değil mi?
Sonra ne mi oluyor?
Vekil olmak için neden herkes Ankara’ya gidiyor? Gitmek zorunda kalıyor?
Bir ilde vekil olacak, il başkanlığı var, ilçe başkanlıkları var, üyeler var, ama neden; siz seçemezsiniz, beceremezsiniz biz biliriz, biz seçip önüne koyacağız siz de bu adaya oy vereceksiniz derler? Nedir böyle olmasına sebep?
Neden o ildeki partilinin bu hakkı kullanamayacağı düşünülerek Ankara’nın seçip gönderdiği vekile önce O ili tanıt, gezdir, tanıştır, takdim et, önünde bayrak aç, slogan bağır, seçime hazırla, oy topla, sandığa sahip çık ve seçtir. Sonra vekil Ankara’ya sen eve! Bir daha gör ki göresin!
Sonra bir bakıyorsun o kentin yiğit, çalışkan, vefakar ve cefakar partilileri varken bir başka kentten bir adam yollanır ve bunu aday yapacağız, buna çalışın derler. Hak mı bu?
Neden Ankara?
Buna bir yanıt bulmak gerek. En azından demokratik olduğunu söyleyen partiler bu sorunu çözmeli ve parti içi demokrasiyi önce kendileri içselleştirmeli ve sonra ülke olarak demokrasiye doğru ilerlemeliyiz.
Oysa ne denli değerli ve itibarlı bir durum milletvekili olmak.
Acaba kendilerine soruyorlar mı, mutlaka soranları vardır ancak genelde “ben beş yıl ilçem, ilim, ülkem için ne yaptım” diye.
Milletvekilliği bir iş değildir!
Bunun sağlanması için 2 dönem ile sınırlanması, değerli ülke yurttaşlarının da bu değerli unvana sahip olup ülkeleri için çalışma şansı bulmaları gayet iyi olmaz mı?
Bazı milletvekillerinin “biz buralarda 15-20-25 yıldır görev yapıyoruz” ifadelerini ibretle izliyorum. Nedir bu denli önemli olup yeniden seçilmek için göze alınanlar? Yapılan harcamalar ve onca emek ve zaman. Sonrasında da, “Ben ailemi bile feda ettim, onları görmüyorum ne zamandır” gibi deyişleri çok talihsiz deyişler olarak görüyorum. Ben de diyorum ki, “beyefendi neden bu zahmet, gidin aileniz ile olun, çocuklarınızı büyütün, keyfinize bakın”.
Ben milletin vekillerinin bu duruma düşmelerini ve bu anlayışta olmalarını hiç istemem. O şerefli görev şerefiyle yapılmalı ve iki dönem sonra başka bir partiliye veya yurttaşa bırakılıp gidip eski işiyle hayatına devam etmeli. Ölene kadar da vekilim, başkanım denmemeli.
O değerli vekillere bakın kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk nasıl seslenmiş:
Türkiye Büyük Millet Meclisi açılış konuşması.
Konuşmaya girişi:
1 Kasım 1937
Millet Meclisi Tutarak Dergisi D. V, C. 20, Sa. 3
“Beşinci dönemin üçüncü yasama yılını açıyorum.
Her şeyden önce, sevgili Kamutay arkadaşlarımla, yeni çalışma yılı başlangıcında karşı karşıya bulunmaktan duyduğum derin sevinç ve mutluluğu belirtmeliyim. (Alkışlar) Sizi yüksek saygı ile selamlar, bu çalışma yılınızın da ulus ve ülke için parlak başarılarla bezenmesini dilerim.
Sayın milletvekilleri,
……………………..
Son paragraf
Aziz milletvekilleri,
Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz
Bizim yolumuzu çizen, içinde yaşadığımız yurt; bağrından çıktığımız Türk ulusu ve bir de, uluslar tarihinin bin bir acıklı olay ve sıkıntı ile dolu yapraklarından çıkardığımız sonuçlardır.
Elimizdeki programın ruhu, bizi sadece bir kısım vatandaşlarla ilgilenmekten engeller, biz bütün Türk ulusuna hizmet ederiz. Geçen yıl içinde, parti ile hükümet kuruluşunu birleştirmekle vatandaşlar arasında ayrılık tanımadığımızı fiilen göstermiş olduk. Bu olayın bizim, devlet yönetiminde kabul ettiğimiz, «Kuvvet birdir ve o ulusundur» gerçeğine uygun olduğu ortadadır. Gücün tek kaynağı olan Türk Milletinin seçkin vekillerini, büyük mutlulukla, eğilerek selamlarım.”
…
O mecliste olmak her şeye değer.
Vekillerimiz görev süresince ülkeleri için canla başla çalışmalı ve sonrasında normal hayatlarına dönebilmeli.
Partiler artık bu konuda bir şey yapmalılar. Yoksa içinde bulunduğumuz sorunlardan asla kurtulamayacağız. (24.06.2026)



