A.Kemal KAŞKAR –
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Muğla Milletvekili adayları Mehmet Aslantuğ ve Neşe Tuncer, beraberlerinde partililerle birlikte, 17 Nisan Pazartesi günü Akbelen Ormanı’na geldiler.
28’inci dönem milletvekili genel seçimlerinde Muğla’dan Aktör-Yönetmen Mehmet Aslantuğ, Yaşam Savunucusu Neşe Tuncer, Çiftçi-Emekli Öğretmen Osman Gülgün, İnşaat Mühendisi Mehmet Yapıcı, Hayvan Hakları Savunucusu ve Piyanist Yağmur Özgür Güven, Avukat Füsun Ünlüsoy ve DİSK ve Emekli-Sen üyesi Neşet Karadağ’ı aday gösteren TİP’in, listede ilk iki sıradaki adayları Aslantuğ ve Tuncer, önceki gün saat 12’de Milas Akbelen Ormanı’nda üç yıldır direnen köylü yurttaşları ziyaret ederek, onlarla dayanışma içinde olduklarını dile getirdiler.
“Akbelen Ormanını vermeyeceğiz, Akbelen için Adalet, Zeytin için Adalet, Meclis için Adalet!” sloganlarıyla karşılanan milletvekili adayları, daha sonra, beraberlerindeki partililerle birlikte, direnişin sembol isimlerinden Necla Işık’ın kılavuzluğunda, Akbelen ormanının içinden, 2018 yılından bu yana adım adım yok edilen İkizköy Işıkdere mahallesindeki maden alanına yürüdüler.
“Biz köylülerin kocaman yüreklerimiz olduğunu göremediler, bilemediler”
Yürüyüş sırasında, Işıkdere mahallesinde hafriyat çalışmaları sürdürülen vadideki büyük doğa katliamı tablosu önünde yaptığı konuşmada, bölgede son beş yıldır yaşananlar ve mücadeleleri hakkında açıklamalarda bulunan Necla Işık, “En genci 80 yaşında 80 bin ağacımız gitti. Burada durdurmasaydık ormanımız yok olacaktı. 2019’dan bu yana verdiğimiz mücadele sayesinde geldiğimiz bu noktada ormana giremediler. En son, şirkete, söktüğü zeytin ağaçlarını geri diktirmeyi bile başardık. Zeytinler çok sarsıldı ama tuttu, yaşıyorlar. Bizim için ‘bir avuç köylü’ dediler, ‘marjinal’ dediler ama biz köylülerin kocaman yüreklerimiz olduğunu göremediler, bilemediler. İyi ki yaşam savunucuları var. İyi ki varsınız. Bu kuşlar halâ ötüyorsa sizin sayenizde. Ayrımsız hepimiz yumruğumuzu bir yere vurup bu vahşeti durdurmalıyız” dedi.
“Bütün bu sözler kayda girdi, hesabı sorulacak!”
Daha sonra söz alan TİP Muğla Milletvekili Adayı Mehmet Aslantuğ, “ Örnek mücadeleler, ortak mücadeleler, büyük mücadeleler bunlar. Türkiye’nin her yerinde, Karadeniz’de, Kuzey Ege’de, Akbelen’de bu saldırılar var. Açık yasa, hatta Anayasa ihlalleri bunlar. Vahşet! İnsanın nutku tutuluyor. Bu vahşeti açıklayabilecek, haklı gösterecek hiçbir cümle yok. Büyük suçlar işleniyor ve buna karşı haklı mücadeleleri de güvenlik politikaları ile engellemeye çalışıyorlar. Bu zeytinlik, ormanlık bölgenin bu duruma getirilmesinin hiçbir şekilde kamu yararı üzerinden konuşulacak, açıklanacak hiçbir yanı, yönü yok. Öyle olsaydı, bu doğa değerlerimiz yasalarla korunmaya çalışılmazdı. Aslolan, hayati hale gelen hak ve özgürlükler, insan ve tüm canlıların hakları ve çevreyi tarumar eden aymazlıkla mücadeledir. Bu mücadeleye kendimizi ve gelecek kuşakları dahil etmemiz gerekiyor. Türkiye İşçi Partisi bu konuda genişleyen bir sorumluluğu üstlenmiş durumda. Müşterek heyecanlarımız bizleri burada bir araya getirdi” dedi ve ekledi: “Bu zihniyeti sandıkta tasfiye etmek zorundayız, başka yol yok, başka yol kalmadı. Bütün bu sözler kayda girdi, hesabı sorulacak!”
“Halkın olanın halka iade edilmesi için mücadele ettik, edeceğiz”
Bölgemizdeki çevre mücadelelerinden tanıdığımız Neşe Tuncer de konuşmasında, “Halkın olanın, halkın hakkının halka verilmesi, halka iade edilmesi için mücadele ettik, edeceğiz. Görünen kazılmış, mahvedilmiş alanın dört buçuk katı genişliğinde, Gökova Körfezi’ne doğru 15 kilometre giden genişlikte ormanlık alanı koruyamazsak, Gökova’dan bakıldığında bu yok edilmişlik görüntüsü egemen olacak bölgemize. Bu görüntü ‘iklim değişikliği’ne yol açan görüntüdür. Bu nedenle iklimi değil sistemi değiştireceğiz, değiştirmeliyiz. Akbelen ormanı giderse Bodrum ve Milas’ın su kaynakları yok olacak. Ormansızlaşma geleceğimiz için çok büyük bir tehlike. Tüm bunlar gıda güvenliğimizi de tehdit ediyor. Biz insanlar doğayı mücadele edilen bir şey gibi görüyoruz. Oysa ki doğa ile uyum içinde yaşamamız gerekiyor. Akbelen Ormanı, Deştin, Sinpaş Kızılbük, Sandras Dağı ve Köyceğiz sığla ormanları için hem sahada hem de hukuk alanında mücadele ediyoruz. Doğanın hakkını korumak için mecliste olacağız” dedi.
“Mücadelemizi sürdüreceğiz”
Maden sahasından geri dönüşte, direniş çadırlarının bulunduğu alanda İşçi Partili milletvekili adayları ve partilileri karşılayan Karadam Karacahisar Mahalleleri Doğayı Doğal Hayatı Koruma Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği (KARDOK) Başkanı Hasan Yorulmaz ise yaptığı konuşmada, “Ören yolunun batısına geçilmeyecek diyorlardı ama geçtiler. Kömür yanıbaşımıza kadar gelmiş ve şu ormanı esir almak, yok etmek istiyordu. Karşı durup mücadele etmekten başka çaremiz yoktu. Bu yakın tehlikeyi görenler olarak derneğimizi kurduk. Üç yıldan beri mücadele ediyoruz. Ormanın kesilmesi girişimine karşı üç dört kez aktif olarak direndik. Ayrıca davalar açtık. Bu çevrede yaşayan insanlar olarak doğa mücadelesini başlattık, çünkü gidecek başka yerimiz yok. Tarım yapıyoruz, zeytincilik yapıyoruz. Yerlerimizi asla terkedemeyiz. Mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.
“Bunun önüne geçemezsek hepimiz kaybedeceğiz”
Bu sırada bir kez daha söz alan Necla Işık, “Sadece şunları söylemek istiyorum” dedi ve şöyle sürdürdü:
“Bölgede termik santrallar ve kömür ocakları yaklaşık kırk yıldır yaşamlarımızı cehenneme çeviriyor. İlk yıllarda bu duruma kimse karşı çıkmadı. ‘Devlete karşı çıkılmaz’ diye, ‘enerjiye ihtiyaç var’ diye, ‘bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ diye diye oldu bütün bunlar. Ama biz, bu söylenenlerin dışında yollar, çareler olduğunu biliyoruz artık. Bize dokunmayan bin yıl yaşasın demiyoruz artık. Kömür, hayatımızı yedi yedi ve buralara kadar geldi dayandı çünkü. Bu beladan kurtulmazsak, bunun önüne geçemezsek hepimiz kaybedeceğiz. Bunun için dört yıldır mücadele ediyoruz, mücadele edeceğiz.”
“… Akbelen’in kuşuyum, çamlara konacağım …”
“Akbelen Ormanını vermeyeceğiz!”, “Kurtuluş yok tek başına, hep beraber kazanacağız” kararlılığının sık sık haykırıldığı ziyaretin sonunda Necla Işık, “Çayeli’nden öteye” türküsünün bestesini Akbelen için yazdığı şu sözlerle seslendirdi:
“… Akbelen’in kuşuyum, çamlara konacağım, çamlara konacağım, çamlara kona … Git buradan madenci, vermeyiz zeytinleri, vermeyiz zeytinleri, vermeyiz çamları …”
Kararlılıkla, hoşnutlukla …
Ve Akbelen Ormanı direnişçileri, içtenlikle konuk ettikleri Türkiye İşçi Partisi’nin Muğla Milletvekili adayları ile partilileri, mücadelede kararlılıklarını ve ziyaretten duydukları hoşnutluğu dile getirerek uğurladılar.
‘Deştin Çayı özgür aksın’ diye …
TİP Muğla Milletvekili adayları Mehmet Aslantuğ ve Neşe Tuncer ile beraberlerindeki partililer, ilimizdeki bir başka yaşam savunması alanı olan Deştin Çimento Fabrikası’na karşı ‘Deştin Çayı özgür aksın, Deştin Köyü yeşil kalsın!’ diye sürdürülen direnişle dayanışma içinde olduklarını ifade etmek üzere Bayır beldesine doğru yola çıktılar …




