A. Kemal KAŞKAR –
Milas Yurttaş İnisiyatifi tarafından, 6 Şubat depremlerinin birinci yıldönümünde, ilk depremin meydana geldiği 04.17’de Atapark’ta basın açıklaması yapılarak, merkezî iktidarın, “asrın felaketi” söylemiyle, afet karşısında düştüğü aciz durumu ve on binlerce insanın ölümünden ve yaralanmasından, kentlerin yaşanamaz hale gelmesinden doğrudan sorumlu olma halini bir kadermiş gibi göstererek sorumluluğu üstünden atmaya çalıştığına ve halkın oy ve yardım kıskacı arasında sıkıştırılıp yaşanan çaresizlikler üzerinden adeta tehdit edildiğine dikkat çekti.
Milas Yurttaş İnisiyatifi’nin açıklaması şöyle:
“Bundan tam bir yıl önce bu saatlerde önce Pazarcık, sonra Elbistan merkezli yaşanan 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin, Türkiye açısından beklenmeyen depremler olmadığı gerçeği aşikardır. Bir deprem ülkesi olan ve belirli aralıklarla yıkıcı depremlerin yaşandığı ülkemizde yaşanan her deprem; ne yazık ki kentlerimizin riskli bölgelerinde yıkıcı olabilecek niteliğe sahip.
Hükümet ve deprem bölgesindeki yerel yönetimler, beklenen büyük depremin risklerinin ve olası yıkıcı sonuçlarının farkında olmalarına rağmen; bu konuda kalıcı çözümler üretmemişlerdir. Bunun yerine, mevcut kâr ve rant dengesinin kendileri lehine gelişmesi ve politik geleceklerinin devamını, sermaye sahipleri ile birlikte zenginleşmeyi halkın yaşam hakkının ellerinden alınmasına tercih etmişlerdir.
İktidarın ve muhalefetin yönetiminde olması fark etmeksizin yerel yönetimler ise yıkılan şehirler üzerinden halen daha oluşacak siyasi ve ekonomik rantın kavgasına kapılarak seçim yarışına soyunmuşken, bölge halkı depremin üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen halâ daha temel yaşamsal sorunlarla boğuşmaktadırlar.
Başta Hatay olmak üzere yerel yönetimlerin idarecileri müteahhit dostlarını, deyim yerindeyse suç ortaklarını masumlaştırma ve aklama çabalarındayken; merkezi hükümet ise halâ halkı oy ve yardım kıskacı arasında sıkıştırıp yaşadıkları çaresizlik eliyle tehdit etmektedir. Tüm bunlarla birlikte iktidar; medya eliyle yaygınlaştırılmaya çalışılan “Asrın Felaketi” söylemi ile de afet karşısında düştüğü aciz durumu ve on binlerce insanın ölümünden ve yaralanmasından, kentlerin yaşanamaz hale gelmesinden doğrudan sorumlu olma halini bir kadermiş gibi göstererek sorumluluğu üstünden atmaktadır.
Günümüzde, başta İstanbul olmak üzere birçok bölgemizde bir deprem beklendiği gün gibi ortadayken, tek adam rejimi buna önlem almak yerine, kentsel dönüşüm adı altında rantsal dönüşüm gerçekleştirmeyle meşguldür.
Buradan sesleniyoruz! Önlem almazsanız olacakların tek sorumlusu siz ve temsil etiğiniz düzendir. İnsanları öldüren, kentleri yok eden, doğal olaylar değil, sizin ve temsil etiğiniz sınıfların politik fay hatlarıdır. Yıkıcı ve yok edici olan sizin tek adam rejiminiz ve bitmek bilmeyen rant sevdanızdır!
Biliyoruz ki yaşananlar “Asrın Felaketi” değil “Rantın Felaketi”dir!
Biliyoruz ki yitirdiklerimiz birer sayı, birer istatistik değildir!
Biliyoruz ki depremlerin vereceği zararlar önceden alınacak tedbirlerle önlenebilir!
Biliyoruz ki depremler sonrasında hoyratça değil özenle ve incelikle müdahale mümkündür!
Hiçbirini unutmayacağız, hiçbirini affetmeyeceğiz! Yerel yöneticilerden iktidara kadar her birinizden halk olarak hesap soracağız!
Yitirdiklerimizi hüzünle, öfkeyle ve isyanla anarken ellerimizde tuttuğumuz her bir mum ile sizlerin yarattığı bu karanlığa meydan okuduğumuzu haykırıyoruz!
“Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok!”



