‘18 Mayıs Uluslararası Müzeler Günü’ etkinlikleri kapsamında 17 – 23 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen yoğun program, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Milas Meslek Yüksek Okulu Öğretim Görevlisi Berna Sevinç’in sunumuyla tamamlandı …
“Milas Halılarında Hayvan Figürleri”
Ayşegül Şenay KAŞKAR / A. Kemal KAŞKAR –
‘18 Mayıs Müzeler Günü’nü de içine alan hafta boyunca düzenlenen etkinlik programı, 23 Mayıs Cuma günü saat 14’te Uzunyuva Anıt Mezarı ve Müze Kompleksi içinde yer alan ‘Halı Müzesi’nde, Muğla SKÜ Milas MYO Öğretim Görevlisi Berna Sevinç’in “Milas Halılarında Hayvan Figürleri” sunumuyla tamamlandı.
Hayvan figürlerinin, gök-yer-su tasavvurları ve Şamanizm ile ilintisi …
Konuşmasına, dilimizde ‘figür/sembol’ yerine simge, resim, timsal, alamet, belirti, nişan, işaret sözcüklerinin de kullanılabildiğini belirtip Erich Fromm’un sembolleri; geleneksel, rastlantısal ve de bedenimizin/ruh halimizin özellikleriyle ilgili olmak üzere üç gruba ayırdığına dikkat çekerek başlayan Sevinç, hayvan figürlü ilk halı örneği olarak, M.Ö. 5’inci – 3’üncü yüzyıllara tarihlenen ve 1949 yılında Sergei İvanovich Rudenko tarafından Sibirya höyüğü kazıları sırasında bulunan ‘Pazınk Halısı’nı verdi. Daha sonra “iç içe hayvan figürlerinin bulunduğu ‘Cagan’ (Tibet) halısı örneğiyle sunumunu sürdüren Berna Sevinç, “Hayvan figürleri, Orta Asya Türk boy ve soylarının bayrak, flama, mezar ve balballarda (dikili taş) damga olarak, dokumalarda motif olarak, çanak çömleklerde desen olarak görülmektedir. Türk obalarının gittikleri, yayıldıkları ve varlıklarını devam ettirdikleri her yerde farklı isimlerle anılıp adlandırılmış olsa da şekil ve tekniklerini kaybetmemişlerdir. Hayvan üslubunun ortaya çıkmasının, gök-yer-su tasavvurları ve Şamanizm ile bağlantılı olduğu ileri sürülmüş ve bundan dolayı hayvan tasvirlerinin genellikle bu konuları açıklayıcı, Türk mitolojisi ve kozmolojisine işaret eden sembolik anlamları vurgulamak amacıyla yapıldığı belirtilmiştir. Gerçek dışı varlıklardan hareketle mitolojik canlı ya da hayali canlı olarak motif adlandırmaları da yapılmıştır. Canavar, ejder, ejderha, karakaçki, can kuşu, şahmaran gibi varlıklar motif adı olarak kullanılmaktadır. Çin kökenli olan ejderha motifi ülkemizde yılan, nek, büke, evren (eviren, evreğen) olarak adlandırılmaktadır. Türk kültüründe en erken dönemlerde ‘bereket, refah, güç ve kuvvet’i simgeleyen yılan, sonra sonra kötülüğü simgeler olmuştur. Türk kozmolojisinde yer ve gök ejderinin ise, yeraltında derin sularda olduğu ve bahar döneminde yerin altından çıkıp pullu ve boynuzlu hale gelerek gökyüzüne yükseldiği ve yağmurların yağmasını sağladığı ifade edilmektedir” dedi.
Motifler, halkın duygu ve düşüncelerini ifade eden en yalın tarihî belgeler olarak kabul edilir …
Kare ve dikdörtgen alanların halı ve kilimlerde önemli olduğuna ve 14-15 yüzyılların, pek çok başka bakımdan olduğu kadar halı kültürü için de büyük önem taşıdığına dikkat çekerek sözlerini sürdüren Berna Sevinç, “Türk Halı Sanatı 14 ve 15. yüzyıl Anadolu Türk halıları olarak bilinen dönemdir. Bu dönem içinde görülen Anadolu halı örnekleri hayvan figürleriyle süslendiği için hayvan figürlü Anadolu halıları olarak bilinmektedir. Beylikler dönemi halıları daha çok hayvan figürleri ile süslenmiştir. Halı ve kilimlerdeki motifler, halkın duygu ve düşüncelerini ifade eden en yalın tarihî belgeler olarak kabul edilir. Milas halısının yılan sembolünün kullanıldığı bazı örneklerinde, yılanın, halı zemininde S şeklinde kıvrımlar yaparak halının ortasında uzanmış şekilde dokunmuş olduğu görülmektedir. 17 ve 18’inci yüzyıl Milas halılarında ejder figürü yılan biçiminde dokunmuştur. ‘Yılanlı Milas’ olarak bilinen bu halılar seccade olarak dokunur” dedi.
Kuş, Aslan, İnek motifleri …
Konuşmasının son bölümünde, kuş figürünün koruyuculuğu, iyi şansı, ölümsüzlüğü, ölümden sonra yaşamı, gökyüzünü temsil ettiğine dikkat çeken Sevinç, daha sonra özetle şu bilgileri verdi:
“Kartal ve doğan gibi yırtıcı kuş figürleri ölüm sonrası gökyüzüne yükselmeyi ifade ediyor. Birçok anlama gelen kuş motifi bazı toplumlarda uğurlu bazılarında ise tam tersi uğursuzluğu simgelemektedir. Örneğin baykuş, karga gibi kuşlar uğursuz sayılırken, güvercin, bülbül gibi kuşlar uğurlu sayılmaktadır. Aslan figürlerinin Budizm ile bağlantılı olduğunu biliyoruz. Hayvanların mücadele sahnelerinde aslan motifi her zaman iyi, aydınlık ve zafer kazanan olumlu durumları tasvir etmektedir. Karşılıklı duran aslan çifti olarak da dokunmuş örnekler, Milas halılarında görülmektedir. Ayrıca aslanın postu ve yelesi de yiğitlik sembolü olarak kullanılmış, bu nedenle Türklerde uzun saçın yaygınlığı ile aslan yelesi arasında simgesel bir bağlantı vardır. Milas halılarında kullanılan bir diğer motif de ‘inek motifi’dir. Dar zeminli Milas halısında zeminin ortasında yer alan dörtgen göl motiflerinin içi geometrik ve hayvan motifleri ile bezelidir. Bu motifler arasında en üstteki, boğa ya da öküz motifi olarak da adlandırılan ‘inek motifi’dir. Göllerin kenarlarında kanca motifleri sıralanmıştır. İkisi ince biri geniş üç suyu olan bu halıda diğer göl motifleri içerisinde sekizgen içine yerleştirilmiş sekiz kollu yıldız motifleri vardır. Bu motifler yöremizde ‘top yıldız’ olarak bilinmektedir.”
Teşekkürler …
Etkinliğin sonunda kısa bir konuşma yapan Milas Müzesi Müdürü Ali Yalçın, sunumu için Berna Sevinç’e ve etkinliğe katılanlara teşekkür ederek, yoğun bir programı tamamlamış olmaktan duyduğu hoşnutluğu dile getirdi ve emeği geçen tüm kişi, kurum ve kuruluşlara teşekkür etti.
Berna Sevinç de, sunumunu dinleyen katılımcılara ve Milas Müzesi yönetici ve çalışanlarına teşekkür ederek başladığı konuşmasında sözü Milas Halı Müzesi’nin hazırlık günlerine taşıyıp o dönemde özverilerle yapılan çalışmalara katılan ve sunumunu izleyenler arasında da bulunan müze ve yüksek okul görevlilerine, adlarını da söyleyerek ayrıca teşekkür etti.
Konuşmaların sonrasında Milas Müzesi Müdürü Ali Yalçın tarafından Berna Sevinç’e teşekkür belgesi ve çiçek sunuldu.




